O’NA (SAV) KASiDE

Posted On Haziran 5, 2008

Filed under KASiDE

Comments Dropped leave a response


O’NA (SAV) KASİDE

Hz.Peygamber’in şemail ve hilyesini en güzel tavsif eden,mübarek evsafını en canlı tasvir eden İmam-ı Busayri, meşhur Kaside-i Büre’sinde Peygamberimizin vasıflarını şöyle beyan eder:

” Muhammed iki cihan serveri, insanların ve cinlerin ulusu, arapların ve arap olmayanların, bütün milletlerin efendisidir.

Peygamberimiz, tebliğa me’mur oldukları şeyleri emreder, kötülüklerden de nehyeder. Evet veya hayır demek hususunda O’ndan daha doğru hareket eden bulunmaz.

O, Allah’ın sevgilisidir ki, içine düşülen bir beladan kurtulmak için O’nun şefaati umulur.

O, İnsanları Allah’a da’vet etmektedir, O’na sarılanlar, hiçbir vakit kopmayacak sağlam bir bağa tutunmuş olurlar.

Hilkatça ve ahlakça bütün Peygamberlerden üstündür. İlim ve kerem itibariyle bunlar O’na yaklaşamazlar.

Peygamberlerin hepsi, Resulullahın irfan deryasından bir avuç ve O’nun kereminden bir yudum almak ile tefeyyüz etmişlerdir.

Onların hepsi, O’nun huzurunda mevkilerine göre ilmin bir noktası veya hikmetin bir hareketi olarak yer almışlardır.

Mana ve suret,zahir ve batın itibariyle kemalat sahibi olan Resul-i Ekrem, latif olan yaratıcı tarafından, Habib olarak seçilmiştir.

Güzellikte eşi olmayan O Mübarek zatın kemalat menbaında aldığı güzellik cevheri asla tecezzi kabul etmez.

Bununla beraber sen, hristiyanların, peygamberleri hakkında söylediklerini bırak da medhinde hakimane hareket et, insanlığın üstüne çıkma, Allah’ın sıfatlarını Ona verme.

O’nun zatına istediğin kadar şeref izafe et, O’nun yüce kadrine istediğin kadar azamet ver.

Zira Peygamberin fazl-ü kemaline bir had yoktur ki, lisan onu ifade edebilsin.

Peygamber, çok fazla sevgisinden bizi akılları aciz bırakacak bir şeyle sınamamış, biz de zerre kadar şek ve şüpheye, hayret ve endişeye düşmemişizdir.

Cihan O’nun kemalatını idrakten acizdir. Uzak, yakın her yerde O’nun fazailine hayran olan gönüller vardır.

O,güneş gibidir, uzaktan göze hüçük görünür, fakat, O’na bakan gözleri kamaştırır.

O’nun rüyalaında gördükleri hayaliyle teselli bulanlar, bu dünyada Onun hakikat-i kemalini nasıl anlayabilirler?

Onun hakkında ilmimizin söyleyebileceği şey: Beşer olduğu ve bütün mahlukatın en hayırlısı ve şereflisi bulunduğudur.

Bütün Peygamberlerin getirdikleri ayat ve mu’cizat, İslam Peygamberinin onlara ulaşan nurani feyzidir.

O fazilet güneşidir, onlar da Onun yıldızlarıdır ki, Onun olmadığı bir zamanda ancak insanlara ışıklarını saçmışlardır.

Onda çiçeklerin letafeti, ayın ondördünün parlaklığı vardır. Lutf u keremi, deryalar gibi engin, hikmet ve gayreti asırlar gibi muazzam ve payidardır.

Yanlız başına olduğu halde O’nu, heybet ve celalinden ordular ve fatih alaylar içinde sanırsın.

O’nun kemiklerini örten toprağın kokusu, en nefis kokulardan üztündür, O’nu koklayıp öpenlere ne mutlu.

Bırak beni, O’nun dağ başında yanan, çöllerde şaşırıp dolaşanları geceleyin ışığına çağıran ateş gibi aşikar olan mucizelerini vasfedeyim.

O’nun en yüksek mucizesi Ayatı-ı Kur’aniyyedir ki, lafzı itibariyle hadis, mana cihetiyle kadimdir. Zira kadim olan Allah kelamıdır.

Kur’an-ı Kerim’in ayetleri, bir zamana mukaarin olmadığı halde bize kıyametten, Ad kavminden, İrem bahçelerinden haberler vermektedir.

O’nun mucizesi daima devam etmiş ve bizlere kadar gelmiştir. Bu itibariyle diğer Peygamberlerin mucizelerine çok üstündür, çünkü onlar daimi değildir.

Kur’an’ın ayetlerini okuyanlar, O’nun kıraetiyle gönül şadlığına ererler, Onları temin ederim ki, Onlar Allah’a çeken bağı buldular, O’na sımsıkı sarılsınlar.

Onu Cehennem ateşinden korkarak okurrsan, onun gül yapraklarının hoş kokusu, Cehennem ateşinin alevlerini söndürür.

Onun ayetleri, Arafat gününde kömür parçası gibi simsiyah kesilen asilere şifa veren ve yüzlerini ağırtan Havz gibidir.

O, hakkı batıldan temyiz hususunda Sırat, adaleti temin hususunda terazi gibidir. O olmasa insanlar arasında adalet kaaim olmazdı.

Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğunu idrak ettikleri halde O’nu inkar eden hasetçilerin inkarına şaşma. Bu cehaletten değil, inat ve tecahülden ileri geliyor.

Bazen göz, hastalığından dolayı güneşin ışığını inkar ettiği gibi ağız da hastalık yüzünden suyun tadını duyamaz.

Ey Sen ki, bütün mültecilerin koşa koşa binekler üzerinde nezdine koşukları en hayırlı insansın, Sana iltica ediyorum.

Ve Sen ibret alanlar için en büyük atisin ve nimet peşinde koşanlara en feyyaz nimetsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s