BEĞENDiĞiNi AL

Posted On Mayıs 10, 2008

Filed under SOSYAL HAYAT

Comments Dropped leave a response

Peygamber Efendimiz ve arkadaşları, bütün birikim ve varlıklarını geride bırakarak Medine’ye hicret etmişlerdi. Hiçbirinin Medine’de ne malı nede mülkü nede birinci derece bir yakını vardı. Medineli müminler İslam kardeşliği bağlamında, onlara sahip çıktı. İlk günlerde bir Muhaciri, bir Ensar evine misafir olarak aldı. Peygamber Efendimizi de Eba Eyyub el–Ensarı evinde ağırladı.

Mescit inşa edilip, yanı başına Resulullah’ın kalacağı odalar yapılıncaya kadar, Ebu Eyyûb’un evinde kaldı. Bu surenin yedi ay kadar olduğu rivayet edilmiştir. Mescidin dış duvarları yapıldıktan sonra sıra üstünün kapanmasına gelmişti. Hurma ağaçlarından yapılan direkler dikildi, sonra onların üzerine kalaslar konuldu, sonrada kalasların üzeri hurma yaprağı ve ızhır otu ile kapatıldı. Yağmur yağdığı zamanlarda, hurma yaprakları ve ızhır otu yağmuru içeri geçiriyor, içerisi çamurdan geçilmez oluyordu.

Ebu Said–i Hudrî anlatıyor:”Ramazan ayında İ’tikâfa çekildiğimiz sırada şiddetli yağmur yağdı. Hurma dalları ile örtülü olan Mescidin tavanı yağmur sularını içeri geçirdi. Sabah namazını çamur ve suların içinde kıldık. Resulullah secde ettiğinde yüzünün çamur içinde kaldığını gördüm.”

Yağmur yağdığında mescidin sudan korunamıyordu. Bir gün yine yağmur yağmış, her taraf çamur içinde kalmıştı. Müminlerden biri elbisesi ile kum taşıyarak, namaz kılacağı yeri kumla kaplamıştı. Bu durumu gören Resulullah:

–Ne güzel bir iş yapmışsın, dedi.

Mescide ilk kumu getirenin Hazreti Ömer olduğu rivayet edilmiştir. Bu hadiseden sonra mescidin zeminine kum kaplandı.

Müminler Medine’de yıllardır özlemini çektikleri ortama kavuşmuş, inançlarını özgürce yaşıyor, insanları Hakk’a çağırmada önlerinde engel çıkmıyordu. Mekke’de olduğu gibi onlara aleni düşmanlık besleyen yoktu ama fırsat kollayıp el altından fitne çıkarmaya gayretli bir topluluk onları gözetliyordu. Medine’deki münafıklar ilk fitnelerinden birini Es’ad bin Zürâre’nin vefatında çıkardılar. Es’ad bin Zürâre hicret sonrası Medine’de vefat eden ilk mümindir. Es’ad bin Zürâre Ensar için önemi bir şahsiyettir.

O, Medine’ye İslam’ı götüren kişidir. İlk Akabe biatinde bulunan altı kişiden biridir. Sonra ki Akabe biatlerine de katılmıştır. Es’ad bin Zürâre boğmaca hastalığına tutulur. Yahudiler hastalığı fırsat bilerek fitne çıkarırlar.

–Muhammed peygamberse arkadaşının hastalığını niçin iyileştiremedi? dediler.

Yahudilerin sözleri Resulullah’ın kulağına gidince şöyle buyurdular.

–Es’ad bin Zürâre’nin vefatı, Yahudilere ve münafık Araplara ne kötü vesile oldu. Ben ne Es’ad bin Zürâre için, nede kendim için, Allah’tan gelen bir şeyi geri çevirmeye kadir değilim.

Resulullah Es’ad bin Zürâre’nin vefatında yanında bulundu, onu yıkadı, kefenledi, cenaze namazını kıldı ve Baki kabristanlığına defnetti. Medine’deki Bakı kabristanlığına defnedilen ilk mümin Es’ad bin Zürâre’dır.

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine’ye hicret ettiği zaman kendi ailesi ve Ebu Bekir’in ailesi Mekke’de kalmıştı. Medine’ye yerleştikten sonra Zeyd bin Harise ve Ebu Râfı’yı Mekke’ye göndererek, onları alıp getirmelerini istemişti. Hazreti Peygamber ve Ebu Bekir’in ev halkı Medine’ye geldiği zaman Mescit’in yapımı henüz tamamlanmıştı. Resûlullah’ın kalması için mescidin bitişiğine odalar yapılmıştı. Mescit’in yanına yapılan ilk oda Sevde validemizin hanesidir. Sonra Hazreti Aişe validemizin hanesi yapıldı. Hazreti Aişe validemiz Medine’ye gelişinin ardından, Resulullah ile evlendiler. Evlilik hicretin birinci yılının sonunda gerçekleştiği rivayet edilmiştir. Peygamber Efendimiz; Mekke’deki huzun yılında, Hazreti Aişe validemizle nişanlanmış, nişanın üzerinden üç yıldan fazla zaman geçtikten sonra Medine’de izdivaç gerçekleşmişti.

Peygamber Efendimizin Medine’de yaptığı icraatlardan başında; Mekke’den gelen muhacirlerle Medineli Ensar’ın kaynaşmasını sağlamak, dostluklarını pekiştirmek oldu. Bunun için bir toplantı tertiplendi. Toplantıda “kardeş edinme” önerisi ileri sürüldü. Kardeş edinme ile bir Muhacir, bir Ensar’a kardeş olacaktı. Kardeş olanlar, her şeylerini paylaşacak, hatta birbirlerine mirasçı olacaklardı. Öneri memnuniyetle benimsendi, kimse karşı çıkmadı.

Resulullah:

–Allah için ikişer ikişer kardeşleşin, buyurduktan sonra Efendi’miz Hazreti Ali’nin elini tuttu ve:

–Buda benim kardeşimdir, dedi.

Ensar ve Muhacirler kucaklaştı. Tarihte emsaline az değil, hiç rastlanmayan bir durum yaşanıyordu. Bu İslamiyet’in, ne kadar yüce, ulvi bir din olduğunun açık göstergesidir. Kardeş edinme hadisesinden birkaç örnek. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh, Medineli kardeşine şöyle bir öneride bulunur:–Ben bir gün senin bahçende çalışır, yapılması gerekenleri yaparım. Sende o gün Resulullah’ın yanında bulunursun, o gün şahit olup öğrendiğin hususları akşama bana anlatırsın. Ertesi gün sen bahçe ile ilgilenir, ben Resulullah’ın yanında bulunurum, o gün yaşadıklarımı akşama sana anlatırım. Bir başka kardeşleşme de, Abdurrahman İbn Avf’a kardeş olan Ensar arazisini göstererek şu teklifi yapar:

–Benim arazım budur, yarısı senindir. İkide zevcem var, onlardan da hangisini istiyorsan söyle, hemen boşayayım, sonra seninle nikâhlansın.

Abdurrahman İbn Avf bu öneriye karşı:

–Allah senin malına mülküne bereket versin, eşlerinle selamet içinde ömür geçirmeni dilerim. Sen bana şehrin çarşısını göster, Medine’de ki ticaretle ilgili bilgileri ver, der. Arkadaşı Abdurrahman’a istediği bilgileri verir. Abdurrahman çarşıya gider, önce borçlanarak alışveriş yapar, ardından işini büyütür, zamanla Medine’nin en önemli tüccarlarından biri olur. O kadar zenginleşir ki; fakirlerin çoğunluğunu yedirir giydirir, İslam ordularının teçhizatını karşılayan oldu.

Medine’de yıllardır anarşi ve kargaşa ortamı hakımdır. Bunun sebebi Evs, Hazreç ve Yahudilerin liderlikte anlaşamamasıdır. Sürekli yarış halinde olmaları, birinin diğerinin liderliğini kabul etmemesi anlaşmazlıkları körüklüyordu. Resulullah’ın Medine’de geçmişe dayanan huzursuzlukları ortadan kaldırmak, yeni bir düzen kurmak için çalışma başlattı. Medine’de yaşayan herkesin uyacağı, bir sözleşme metni hazırladı. Sonra geniş katılımlı bir toplantıda, sözleşme taraflara anlatıldı.

Bu toplantıya Medine’de yaşayan Muhacirler, Ensar ve gayrimüslimler katıldı. Resulullah bu toplantıda Medine’de kuracağı sosyal müessesenin ilke ve prensiplerini katılımcılara anlattı. Katılımcılar Hazreti Muhammed’in ortaya koyduğu prensipleri benimsediklerini bildirdiler. Bunun üzerine herkesin üzerinde uzlaştığı ilkeler, yazılı metin haline getirildi. Birçok tarihçi ve ilim adamı bu yazılı metnin yeryüzünde bir devlet başkanı tarafından yazılan ilk anayasa olduğunu söylemiştir.

Yazılı metin onlarca maddeden meydana gelmişti. Bu maddelerden birkaçını burada zikredeceğiz.”Yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara muarız olanlarla yardımlaşmaksızın, yardım ve korumamıza hak kazanacaklardır. (…) Beni Avf’ın Yahudileri müminlerle beraber bir topluluktur. Yahudilere kendi dinleri vardır, Müslümanlara da kendi dinleri vardır. Gerek köleleri olsun, gerek kendileri olsun, ancak zulmeden ve kötülük yapan müstesnadır.(…)

Yahudilerin nafakaları kendilerine aittir. Müslümanların nafakaları da kendilerine aittir. Bu yazılanları kabul edenlere karşı savaşanlarla savaşmak için aralarında yardım edecekler. Onlar aralarında birbirinden yararlanır ve iyilik ederler, birbirine zarar vermezler. Hiç kimse müttefikine kötülük yapmayacak. Yardım mazlum içindir. Yahudiler muharip oldukları müddetçe müminlerle birlikte nafaka verirler.

Komşu, zarar vermedikçe ve kötülük yapmadıkça ev sahibi gibidir.

Bu yazı ne zalimi, ne de günahkârı korumaz. Medine’de oturan kimseler de emandadır. Ancak zulmeden veya günah işleyenlere değil. Allah iyilik yapan ve sakınanların komşusudur…”

Bu sözleşmenin kimin tarafından yazıldığı bilinmemekle beraber, Hazreti Ali’ye yazdırıldığı zayıfta olsa rivayet edilmiştir.

Müslümanların Medine’ye hicret etmeleri Mekkeli müşrikleri huzursuz etmişti. Müminler nereye giderse gitsin onların peşini bırakmaya niyetleri yoktu. Bir heyet oluşturarak, Medine’ye gönderme kararı aldılar. Bu heyet Medine eşrafından, Müslümanları Mekke’ye iade edilmelerini yâda Medine’den çıkarmalarını isteyecekti. Heyet Medine’ye geldiğinde taleplerini karşılayacak muhatap bulamadı. Görüştükleri kişilere tekliflerini söylediler, aksını yapmaları durumunda onlar için kötü olacağını söyleyip geldikleri yere geri döndüler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s