O’NUN (SAV) MUTFAĞI

Posted On Nisan 23, 2008

Filed under HAYATI

Comments Dropped leave a response


O’NUN (SAV) MUTFAĞI

Maddi-manevi sahip oldugumuz butun guzellikleri vesile noktasinda kendisine borclu oldugumuz Insanligin Iftihar Tablosu’nun hayatini bilip yasamak bizim en temel gorevlerimizdendir.

Sunnet olarak tabir edilen O’nun hayat-i seniyyeleri ister Nebevi ister beseri butun ayrintilariyla bilinmeli ve tatbik edilmelidir. Sunnet; “Efendimiz’den soz, fiil ve takrir olarak sâdir olan her sey” diye târif edilir. Evet, Allah Resûlu’nun ne yiyip, ne ictigi dahi O’nun ummeti olmamizdan dolayi bizim icin onemli seyler ifade eder.

Hurmanin, Allah Resûlu’nun hayatinda onemli bir yeri vardi ve sanki temel ihtiyac maddeleri siralamasinda ilk yeri o almisti. Bir gun Hazreti Aise’ye hitâben “Yâ Aise! Bir evde hurma yoksa o evdekiler ac demektir” diye buyurmustu. Kendilerinin evinde de bazi zamanlar hurmadan baska bir sey bulunmazdi. Hazreti Aise’nin beyaniyla “Bir ay boyunca evimizde ocak tutmezdi.” Kendisine “Ne yerdiniz?” diye sorulunca da “Sadece hurma ve su.” derdi. Yine Hazreti Aise’den gelen baska bir rivâyette, “Hilal bir defa gorunur, bir defa daha gorunur yine ocakta bir sey pismezdi.” ifadesi de vardir. Efendimiz’in kendi elleriyle diktigi, halk arasinda Medine hurmasi olarak da bilinen Acve hurmasinin da bircok faydasi vardir. Hazreti Sa’d bin Ebi Vakkas’in rivâyet ettigi bir hadiste, “Bir kimse her gun sabahlari ac karnina yedi tane Acve hurmasindan yerse, o gun icinde o kimseye ne zehir, ne sihir zarar verir.” buyurulmaktadir. Baska bir hadiste Efendimiz, “Acve hurmasi, cennettendir ve zehire sifadir.” diye buyurur. Cok ilginctir, Hazreti Abdullah bin Cafer’den gelen bir rivâyette Efendimiz’in taze hurma ile acur yedigi ifade edilir. Sebebini de Allah Resûlu, “Karsilikli olarak birbirlerinin hararetini alirlar.” diye aciklar.

Katik denilince, ekmekle beraber yenebilecek herhangi bir sey aklimiza gelir. Efendimiz’in beyaniyla “Katigin efendisi tuzdur.” Baska bir hadiste, “Sirke ne iyi katik!” diye buyurarak yemekte ekmekle beraber yenecek en guzel seylerden birinin de sirke oldugu zikredilir. Bir gun, Hazreti Cabir’in evine konuk oluyor. Hazreti Cabir, sirkeden baska ekmegin yaninda bir sey olmadigini soyleyince Efendimiz, sirkenin cok iyi bir katik oldugunu beyan buyuruyor. Hazreti Cabir, “Allah Resûlu’nden bunu duydugumdan beri sirkeyi ben de seviyorum.” diyor. Ayni hadisi Hazreti Cabir’den nakleden Ebu Sufyan Hazretleri de, “Ben de bu hadisi Cabir’den duydugumdan beri sirkeyi seviyorum.” diyor. Efendimiz, ayrica zeytinyagi yemegi tavsiye eder ve onun mubarek bir agactan ciktigini soylerdi.

Efendimiz, eti, “Dunya ve cennet ehlinin yemeklerinin efendisi.” diye tarif ederdi. Yine O’nun beyanlari icinde, “Etin en guzeli (hayvanin) sirt etidir”. Efendimiz, et yerken mubarek disleri ile kopararak yerdi. Hayvanin on butlari cok hosuna giderdi ve fitrat-i nezîhânesinden olsa gerek arka kismini yemezdi. “Kadid” denilen guneste kurutulmus et ve “serid” denilen ekmek-et karisimi sulu bir tur yemek ki bugun tirit olarak da bilinir, Efendimiz’in yedigi et yemekleri arasindaydi. Ayrica Efendimiz’in tavuk eti yedigi de bilinmektedir.

Kabagin, Allah Resûlu’nun lezzet listesinde cok ayri bir yeri vardi. Hazreti Enes, Efendimiz’in kabagi cok sevdigini soyler; oyle ki yemek geldiginde yemekteki kabaklari Efendimiz’in onune topladigini ifade eder. Baska bir hadiste de, Efendimiz’in bizzat kendisinin yemekteki kabaklari sectigi ifade edilir ve buradan da bunun bal kabagi degil de normal yemek kabagi oldugu anlasilir. Her insan kabak sevmeyebilir, fakat seklî, sûrî dahi olsa ona karsi alâka duymak gerekir. Kabagin cennette ayri bir karsiligi olabilir ve orada farkli bir sekilde sunulabilir.

Meyveler arasinda da nari severdi Efendiler Efendisi. Ibn Abbas Hazretleri’nden gelen bir hadiste Efendimiz’in, Arafat’ta kendisine ikram edilen narla iftarini yaptigi belirtilir. Baska bir hadiste, Efendimiz, “Nar yiyin, o mideyi temizler, rahatlatir.” diye buyurur. Efendimiz’in yenmesini tavsiye ettigi meyvelerden biri de ayvadir. Hazreti Talha naklediyor; “Elinde ayva vardi. Bana: “Ey Talha! Sunu al! Cunku bu, kalbe rahatlik verir.” diye buyurdular”. Allah Resûlu, tatli olarak bali ve helvayi sever, icecek olarak da soguk serbeti tercih ederdi.

Efendimiz, bazi yiyeceklerin bazi zamanlar yenmesini kerih gormustur ki sogan, sarimsak ve pirasa bunlardandir. “Bu yiyeceklerden birisini yiyen mescidimize yaklasmasin.” diye buyurmus ve kendisine ikram edildiginde de, “Ben sizin gorusmediklerinizle gorusuyorum.” demistir. Baska bir rivâyette de, “Ben arkadasima (melege) ezâ vermek istemem.” ilâvesi vardir. Bu hadislerden anlasiliyor ki Efendimiz, ruhânilerle beraber oldugu icin sarimsak, sogan gibi yiyeceklerden uzak durmus; fakat illet olarak sadece bunu gostermek yeterli olmayabilir. Cunku O, imamdi, devlet baskaniydi, komutandi yani her zaman halkla ic iceydi. “Mescidimize yaklasmasin” ifadesindeki sir da bu olsa gerek. Bu tur yiyecekler mumkunse toplum icine cikilmayacak zamanlarda yenilmeli, agiz ve disler guzelce temizlenmelidir. Biz, sogani bircok yemekte kullaniyoruz, acaba burada kastedilen cig sogan miydi? Evet, baska hadislerde de “sogan yemeyin” ibâresinden sonra Efendimiz’in “yani cig sogan” dedigi belirtilir. Ayrica Hazreti Aise de, “Allah Resûlu’nun en son yedigi yemekte sogan vardi.” diyerek konuya aciklik getirmistir.

Nebiler Sultani, sadece ibadet hayatini degil, butun bir hayati tâlim icin gonderilmisti. Bu nedenle O’nun âdab kabîlinden olan yemek, icmek, uyumak gibi fiilleri de bu tâlim sahasina girmektedir. Bu konularda Efendimiz’e muhalefet edip, uymayanlar gunah kazanmaz; ama buyuk bir sevaptan mahrum kalacaklarinda da suphe yoktur. Bidatlarin ve hurâfelerin her tarafi sardigi su gunumuzde O’nun sunnetine ittibâ hadisin ifadesiyle “yuz sehit sevabi” kazanmaya vesile olur. Bediuzzaman Hazretleri’nin buyurduklari gibi: “Hattâ en kucuk bir muamelede, hattâ yemek, icmek ve yatmak âdâbinda Sunnet-i Seniyye’yi murâât ettigi dakikada, o âdi muamele ve o fitrî amel, sevapli bir ibadet ve ser’î bir hareket oluyor …. Iste, bu sirra binâen, Sunnet-i Seniyye’ye ittibâi kendine âdet eden, âdâtini ibadete cevirir, butun omrunu semeredar ve sevabdar yapabilir”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s